Avcılar escort

Mevlana Sözleri,Mevlana Aşk Sözleri

Mevlana Sözleri,Mevlana Aşk Sözleri

Mevlana Sözleri,Mevlana Aşk Sözleri

Mevlana Sözleri, Mevlana Aşk Sözleri, Hz Mevlana Aşk Sözleri Mesajları Sayfamızda; Mevlana Sözleri, Mevlana Sözleri Aşk, Aşk Sözleri Mevlana, Hz Mevlana Aşk Sözleri, Mevlana Sevgi Sözleri, Sevgi Sözleri Mevlana, Hz Mevlana’nın Aşk İle İlgili Sözleri, Mesajları yer almaktadır. İşte En güzel Mevlana Sözleri,Mevlana Aşk Sözlerini yazımızda bulabilirsiniz.

Mevlana Sözleri, Mevlana Aşk Sözleri

Allah’a giden yollar birçoktur, ben aşkı seçtim.

Allah’ın defineleri yıkık gönüldedir. Yıkık yerlerde pek çok defineler gömülüdür. Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönülü yapmak, Allah’a Hac’tan da yeğdir, Umre’den de.                 

Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

Anlatılıp ta gönül deşen mi, anlatılmayıp da yürek deşen mi Aşk? Bakıp ta kıyamamak mı, baktıkca doyamamak mı Aşk? Aşk nedir bilirmisin? Ben ol’ki bilesin.

Âşık, sevgilisinden başkasını seyre dalarsa aşk değildir bu, boş bir sevdadır.

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.          

Aşk abdest gibidir; Şüpheye düşersen bozulur. Bakışlarında diyar diyar gezdiğin değil, Bir bakışıyla diyarına gittiğindir Aşk.

Aşk acısı taşımayan yürek; ya deliye aittir, ya ölüye…

Aşk bir teslimiyettir, bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede: varlığından soyunmak, Aşk için ya hep vardır, ya da hiç. Sen hep misin, hiç misin?

Aşk deliliktir; biz delinin delisiyiz.

Aşk nasip işidir, hesap işi değil! Aşk adayıştır, arayış değil!

Aşk söze sığmaz Aşk, bir denizdir ki, dibi görünmez. 

Aşk vadisinde, hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli; çünkü, Hakk’ın lûtfuyla bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar. Ey gönül, sakın umutsuzluğa düşme! Allah’tan umudunu kesme ki, bazen can bahçesinde, sögüt ağacının dalı bile hurma verir.

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide; şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Aşk, ücreti ve karşılığı olmayan bir hastalıktır Aşk hükmetmez, terbiye eder.

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır; ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın.                                  

Aşka yanmalı can dediğin. Ya cânan olmalı, yada canını almalı. Yâr diyemezsinki herkese, içindeki yaran olmalı. Herkesinde bir yüreği vardır amma, yürek dediğin bir başka yanmalı.

Aşkı, aşktan başka bir şey söndürmez.

Aşkın hikâyesini, durmaksızın feryat eden bülbüle değil. Sessiz sedasız can veren pervanelere sor.

Aşkına dalmışım ben, nasihat neye yarar? Zehir içmişim ben, şeker neye yarar? Benim için: “Ayağına zincir vurunuz!” diyorlar. Divane olan gönüldür, ayağıma zincir vurmak neye yarar?

Aşkının varlığında öyle yok oldum ki, O yokluk binlerce varlıktan daha hoştur.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.                                     

Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise SEVGİYİ aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız.

Bakmakla görmek, aşık olmakla sevmek arasındaki fark nedir diye sormuşlar Mevlana’ya. Mevlana: “ Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu?

Bal yiyen arısından gocunmaz. Gül koklayan dikeninden çekinmez.

Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya. Aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya gözyaşımı nerden bilir. Başımı o denizden çıkarayım desem, balığım ya; nefesim kesilir.

Bırakacağın eli hiç tutma, Tutacağın eli ise hiç bırakma.

Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır.                              

Bizi bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir!

Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.

Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana! Ya da yazık olur Adabına.

Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen ‘ben AŞK’ım’ deme kimseye.                                

Çığlıklar arasında sağır ve dilsizim, ne duyup anlatmaya isteğim var, nede konuşup anlatmaya mecalim. Aşk diye birşey yaşıyorum, ne tek taraflı demeye dilim var, nede karşılıklı olduğuna ispatım, sadece sessizce bekliyorum.

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı.

Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.

Dilin aşkı yorumlaması güzeldir ama, dile gelmeyen Aşk daha güzeldir!

Dünya, kendisini yeni gelin gibi gösteren, cilveler eden, kokmuş bir kocakadındır.

Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa güle dokunmanıza çok az kalmış demektir.                                        

Ey aşık, hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye! Bil ki, sevgilidendir özlemin özü. Odur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer.

Ey aşk, yüceliğinden göklere bile sığmıyorsun. Böyle olduğu halde nasıl oldu da gizlice şu gönlüme sığdın?

   

Ey gâfil, sen kendi şehvetine “Aşk” adı koymuşsun, şu halinle o namusu ekberi soymuşsun, aşkın asıl manâsının altını oymuşsun, bir bilebilsen küstahlığa nasıl doymuşsun.

Ey gönül, aşık olunca kalbin öyle yüksek sesle atar ki, aklının sesini asla duyamazsın.

Ey gözlerime ibret kesilen sevgili; önce gidenlerin de, sonra gidenlerin de gözleri, benim sana karşı duyduğum, aşk gibi bir aşk görmedi!

Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.

Ey Sevgili, bizim ne günahımız var; Aşkın ucu bucağı yok ki!

Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.

Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki âşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.

Fani aşk yoktur, aşkların hepsi baki olanadır. Tek fark şudur ki; kimi sanatı görür, kimi sanatçıyı.                                              

Gelmez sana bir ziyan bu aşktan gönlüm! Can gitse de korkma başka bir candır ölüm.

Gerçek aşk, sevdiğini an’ınca yanmak, yandıkca sevdireni an’maktır!

Gerçek aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.

Gerçek aşkta ne vefa vardır, ne cefa.                           

Gönlünü hoş tut sen, sabreden erer. Sevenlerin duası her yerde geçer. Mutsuzluk dediğin durmaz gider, dönecek devrandan şüphen mi var?

Gönlünün gördüğünü gözünün gördüğüne değişirsen eyvah eyvah…                                          

Gönül, dert ile yandı; derdimi paylaşacak bir dost yok. Çok yer gezdim hüznümü azaltacak bir kişi yok. ‘Ben yarinim’ diyen çok amma gerçekte vefalı bir yar yok.

Göz nereye bakar, gönül oraya akar. Gönül nereye akar, ayak oraya koşar.                              

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur dediler. Gönül’e giren gözden ırak olsa ne olur.

Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.                                                      

Gözünün gördüğünü gönlünün gördüğüne değişirsen EYVALLAH. Gönlünün gördüğünü gözünün gördüğüne değişirsen EYVAH EYVAH.

Güzelliğin bir damlası olan LEYLA için uykuyu haram etmek çok değilse, Güzelliğin kaynağı MEVLA için bir ömrü feda etmek az bile.                         

Hakka Aşık olmayanın, Aşk’a hakkı olabilir mi?

Her aşkın bir hasreti var; her hasretin bir çilesi. Çilem çekilmez değil amma bir de çektireni var.

Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.

Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil.                                                 

Her yerde olmak gibi bir duan varsa, gönüllere gir; çünkü sevenler, sevdiklerini gönüllerinde taşırlar.

Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır.                              

Herkes aşık olabiliyor; ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki tek fark sensin.                                   

Hiçbir yere sığmadı Aşkın. Gönlüme sığdı yalnız şimdi gönlüme de sığmıyor. Gözlerimden sızıyor.  

Hoşlanmadığına tahammül sabır değildir. Sevdiğine kavuşamayacağını bilsen de, kavuşacakmışçasına gayret etmendir. Bırak, sabır sana sabretsin ki acıyı bal eylesin.

İnanıyorsan aşka, arkasında duracaksın, gerek yok cellada çıkarıldığında dar ağacına, tabureye sen vuracaksın. Ey dost biz sevgimize taptık, secde ettik, karşılığında cennet değil cemalini istedik.                      

İnsan dostunun huyunu alır.

İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.

İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.

İyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgili?                                       

Kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet, Olsun! Vuslata aşık gönül susmayada razı.

Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek. Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.                                                                   

Kalp bir bahçe gibidir. Onda mutlaka bir şeyler bitecektir. O halde güzel şeyler ekin ki güzel şeyler bitsin…

Kalpmidir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi sevmek nedir? Bir muma ateş olmak mıdır? Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?              

Kanat vardır Doğanı padişaha götürür;Kanat vardır Kuzgunu leşe götürür.

Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş, Yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?

Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde!

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.                   

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

Lisanı ağızda olan değil, lisanı gönülde olanlara yar et bizi. Tebessümü simasında olan değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi. Aşkı tende sanana değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi. 

Misafirsin bu hanede ey gönül, Umduğunla değil bulduğunla gül, Hane sahibi ne derse o olur, Ne kimseye sitem eyle, Ne üzül.

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.               

Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edesin?

Nefsin ejderhadır. Öldü sanma, uykuya dalar o. Dertten eline fırsat düşmediği için uyur. Derdin bitince çıkar hemen. Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmadadır.

Orada, ne bekliyorsun kalk, içeri gir diye seslenirsin ümidiyle ben senin kapında oturmuş bekliyorum.

Öyle bir “Yar “sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.

Sahiplenmeyi sahiplendiğinde sadık kalmayı?

Sahte sevgilere gül olmaktansa, gerçek sevgilere diken ol.                

Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.

Sanki “aşk sustu” dedim. “Aşk hiç susar mı” dedi. “Sen susuyorsun ya” dedim. “Ben aşk mıyım” dedi. “Aşksın” dedim. Sustu! 

Sen adanmışsan ve yanmışsan bu uğurda, aşk seni bulmaya gelir!

Sen aşık olduğunu sandığın kişiye bağlanıyorsun. Onsuz yapamam çok seviyorum diyorsun. Düşünmez misin onu sana sevdiren kim? Ben seni, bana sevdireni sevmişim.

Sen böyle güzelken bana söz düşmez. Bakma böyle yazılar yazdığıma, ben aslında Oku!

Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.

Sen, canının içinde Kur’an nurunu istiyorsan, şunu bil ki, oruç bütün Kur’an’ın tertemiz nurunun sırrıdır.

Seni bağrıma değil, bağrımı ve başımı ayağının altına bastım. Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.

Seni özel kılan görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir.”

Sensiz düşünemiyorum, sensiz yapamıyorum; başkası ile de yaşama imkânım yok. Aşka dair ne söylesem, içi yanmayanlar, âşık olmayanlar anlamazlar ki.                             

Sevda duygu dediğin gözle görülmez, öyle haldir ki, yaşanır elle tutulmaz. Aşk dediğin lokma değil, yutulmaz. Aşkla yandıkça, sen de anlarsın!

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın, masal anlatmaktır bütün işi.   

Sevmenin demesi olmaz. Unutma; ya çok seversin bir kere, ya da hiç sevmezsin.

Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Şehvetin adını aşk koydular. Eğer şehvet aşk olsaydı eşekler aşkın şahı olurdu!

Tutalım ki Ali’den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?

Tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve AŞK ateşi önce sevilene, ondan sonra sevene düşer.

Uğruna fedakârlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıpta kendine yük etme!

Uzaklık deyip de dert ettiğin nedir ki sevgili, biz Yaradanı da görmeden sevmedik mi?

Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.                                                                       

Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edesin?

Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?                                    

Yorulacaksan zorlanacaksan şikâyetçi olacaksan keşkelere sığınacaksan söze ama diye başlayacaksan girme aşk yoluna Aşk yolunda U dönüşü yoktur.

Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.                    

Yüz kişinin içinde aşık, gökyüzünde yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.

 


Bu yazımızda sizlere en güzel yazılı ve resimli Mevlana Sözleri,En Güzel Mevlana Sözleri, Mevlana Aşk Sözleri, Hz Mevlana Aşk Sözleri sizler için derledik, hazırladık.

alemsozler.com

Bir önceki yazımız olan Atatürk Sözleri, Atatürk'ün Sözleri başlıklı makalemizde 10 kasım Atatürk'ü anma günü ile ilgili yazılar, 10 Kasım sözleri ve Anlamlı Sözler hakkında bilgiler verilmektedir.

6 Beğen